KURUMSAL

DIŞ POLİTİKA

Selam ile… 

 

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın. 

   Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın!”  


 Mehmet Akif böyle seslenmişti Türk Milleti ve O’nun kahraman askerlerine… 

Anavatandan düğün konvoyu gibi uğurlanan Mehmetçik; Çanakkale’de geri dönmeyi düşünmeyenlerin, “beklemesinler” diyen torunlarıydı ve sevinç nidalarıyla karşılanıyordu Afrin’de, tam da şu günlerde…

 

İkinci dünya savaşı sonrası SSCB’nin yıkılması ve doğu-batı Almanya’nın birleşmesiyle bitti diye düşündüğümüz soğuk savaş 2018’e gelinen dünyada farklı metotlarla varlık gösteriyor. 

 

İnsanlığın tarihi ilerlemenin, bilginin birikmesinin, akıl ve esenliğin bir alt basamağından bir üst basamağına aralıksız tırmanışın tarihidir ve her kuşak devraldığı mirası iyileştirip, kendi deneyimi ile zenginleştirerek bir sonraki kuşağa aktarır. Oysa tarihsel süreç ve yaşadığımız çağ gösteriyor ki; 20. yüzyılın iki büyük dünya savaşını,  totoliter ideolojilerin ürettiği korkunç politikaları ve tarihin kanlı davalarını devralan uluslararası aktörler, bir türlü paylaşamadıkları ve asla dahi vazgeçmedikleri bu karanlık mirası 22. yüzyıl tarihi olarak yazmak gayretinde ilerliyor.  Siyasi tarihte süregelen  “kabul görme mücadelesi” önce yönetenler ile yönetilenler arasında bir mücadele iken, şimdinin dünyasında yönetenler ile yönetenler arasında veriliyor. Piyonların şahları devirdiği,  vezirlerin şahın yerine geçtiği ve tüm bunların akıl almaz bir hız ve acımasızlıkla gerçekleştiği bu modern satranç oyununda oyuncular ile kural belirleyicilerin de yine aynı hız ve akıl almaz stratejilerle nasıl yer değiştirdiğine şahit oluyoruz. Ve  J.F. Revel’in de dediği gibi “demokrasi tarihte belki de yalnızca bir oyun arası, gözlerimizin önünde kapanmakta olan kısa bir parantezdir.”  

 

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan sistemin bize öğrettiği bir gerçek var. Güçlünün haklılığı.

Oysa “dünya beşten büyük, merhametten küçüktür.” Bir önceki sayımızda Kudüs özelinde bahsettiğimiz gibi sanığın hakim kürsüsünde oturduğu bu düzende, uluslararası hukuk yoktur, üstünlerin hukuku vardır.  

 

Dış Politika’nın dördüncü sayısında; öncelikle  sınırlarımızda yaşanan gelişmeler üzerinden Suriye’de yeni dengeler ile büyük bir başarıyla tamamlanan Afrin Operasyonunu ve çatışmalardan kaynaklanan güvenlik sorunlarını, bu bağlamda uluslararası raporlarda terör örgütü YPG’nin değerlendirmesini ve evanjelizm kavramını;  Irak seçim süreci ile Mısır’da askeri darbe sonrası mevcut durum ve gidişatı değerlendirmeye çalışıp; İran Balistik Füze Programındaki son gelişmeleri de konu ediniyoruz.

 

Libya ve Umman dosyalarını konu ediyor, akabinde yönümüzü biraz daha Batı’ya çevirerek Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türk nüfusunun eğitim, milli kimlik, inanç ve ifade özgürlüğü gibi temel haklar konusunda yaşadığı sıkıntıları inceliyoruz. Türk soydaşlarımızdan devam edip Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Üçüncü Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu ile yavru vatanda yıllardır bir türlü çözülemeyen Kıbrıs Sorununu siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.  

 

Birleşik Arap Emirlikleri-Türkiye ve Suriye-Türkiye ilişkileri üzerinde kısa bir bilgilendirme yapıp, ülkemizle ilgili son değerlendirmeleri Dış İşleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ile konuşuyoruz. 


Mehmet Akif ERSOY